PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : yabancı dili nasıl öğrenmeli?



çırak
22-Sep-2008, 10:51
YABANCI DİLİ NASIL ÖĞRENMELİ?

NASIL SU GİBİ İNGİLİZCE KONUŞULUR?


Amsterdamdan bir arkadaşa ’Nasıl oluyor da tüm Hollandalılar su gibi İngilizce konuşuyor?diye sordum. Çok basit! Konuşmazsak dünyanın hiçbir yerinde ne yemek sipariş edebiliriz ne de yolumuzu bulabiliriz... Kimse Hollandaca bilmiyor ki!diye cevap verdi. Bu bizim için de aşağı yukarı öyle diye düşündüm; ama Hollandada İngilizce konuşanların oranı ve konuşulan İngilizcenin seviyesi şaşırtıcı derecede yüksekti.


Peki hangi yaşta ve nasıl öğrendin İngilizceyi diye sorunca arkadaşım uzun bir soluk alıp bilmem okulda öğrenmeye başladım, küçüktüm hatırlamıyorum dedi. İçimden bu birinci neden diyerek saymaya başladım. Sonra Hollandada tüm yabancı filmler İngilizce yayınlanıyor televizyonda, sadece Hollandaca alt yazı ekliyorlar, çeviri yapmıyorlar. Onun da çok faydası oluyor diye ekledi. Neden iki...


Bir de tabii çocukken okul turlarıyla İngilteredeki müzeleri gezmeye giderdik. İyi bir pratik imkânıydı bu turlar dedi. Neden üç!


Farkettim ki üç nedenden ikisi pratiğe dayalıydı.


Sonra kendimi düşündüm. 10 yaşında kolejde İngilizce öğrenmeye başlamış, lisede devlet okuluna geçince bildiklerimi unutmamak için ayrıca İngilizce kursuna yazılmıştım. Hatta 18 yaşında 15 günlüğüne İngiltereye gitmiştim. Yine de 23 yaşında Londraya okumaya geldiğimde İngilizcem hiçbir Hollandalı kadar iyi değildi. Gramerim Upper-Intermediate ya da Advanced çıkıyor ve hocalarım ekstra ders almama gerek olmadığını söylüyordu; ancak aksan problemlerinden dolayı insanlar beni, ben de insanları anlamakta zorlanıyordum.


Şimdi ise Hollandalı arkadaşım bana sen burda büyüdün ama değil mi? diye soruyordu. Tüm turistler beni peynir beyazı olmayan tenime rağmen İngiliz sanıyor, Türkler İngilizce konuşunca Türk olduğumu anlamıyordu. Nereden ve ne çabuk kapmıştım bu aksanı? Burada 25 yıldır yaşayan, elinde İngiliz pasaportuyla gezinen ama tek kelime İngilizce bilmeyen Türkler de vardı. Nedendi bu fark?


Düşününce, cevabı yine o üçte ikilik kısımda buldum: Pratik!


Dil yerinde öğrenilir! sözü çok doğru ama tam değildi. Londrada koleje ilk başladığımda Film ve Medya Bölümündeki tek Türk bendim. Sınıfımızda da tek bir İngiliz vardı. Geri kalanlar ya Uzak Doğulu ya da Hintliydi ve de kendi aralarında gruplaşmayı tercih ediyorlardı. Ben de bu İngiliz arkadaş ve de Hintliler grubuna katılmak istemeyen bir Hintli çocukla zaman geçirmeye başladım. Tek ortak noktamız hepimizin Londraya yeni olmasıydı. Farkımız ise İngilizce seviyelerimizdi. Aralarında en kötü İngilizce de benimkiydi.


Dediklerinin çoğunu anlıyor ama istediğim hızda ve şekilde cevap veremiyordum. Sanki dilsizmişim gibi hissediyor, sohbetlere tam katılamamnın sinir bozucu eksikliğini yaşıyordum. Emindim ki eğer herkes yazarak konuşsaydı herşeyi anlayacaktım, ama aksan farkları beni çaresiz bırakıyordu. O zamanlar bu durumun bugünler için en iyi yatırım olduğunu bilmiyordum.


Okulda işletme, iktisat ve pazarlama bölümlerinde okuyan 8-10 Türk kız vardı. Her cumartesi kafeteryada buluşurlar saatlerce Türkçe sohbet ederlerdi. Türklerle zaman geçireceksem İngilterede olmanın manâsı ne diye düşünüp, Londrada kalacağım süreden tam olarak faydalanmaya karar verdim ve onlara katılmadım. Yerine, İngilizcesini sırf benim değil İngiliz arkadaşın da zor anladığı fotoğrafçılık hocasının tekrar dersine giriyordum.


Zamanla tüm arkadaşlarım ya İngiliz ya da hayatının çoğunu İngilterede yaşamış yabancılardan olmaya başladı. Tanıdığım Türkler zaten Türkiyeye geri dönüş yapıyordu.


İngilizcesi çok iyi olan insanlarla sürekli vakit geçirmenin dil öğrenmedeki avantajını bugün görüyorum ama dezavantjları da zamanında az değildi. Grupta İngilizcesi en kötü olan hep ben oluyordum. Yapılan esprileri çoğu kez kaçırıyordum ve İngilizcem hiç gelişmiyormuş gibi geliyordu.


Pes etmek yerine yanlış yaptığımda beni düzeltmelerini istedim. Elimde İngilizce telaffuz kitapları fonetik alfabeyi öğrendim.


Bugün benden daha çok yurtdışında kalmış birçok kişiden daha iyi İngilizce konuşabiliyorum. Sürekli bana soruyorlar: Nasıl yaptın?. Pratikle deyince de inanmak istemiyorlar; çünkü onlara fazlasıyla basit bir cevapmış gibi geliyor. İşin doğrusu hiç de basit bir süreç değil ama denemedikleri için bilmiyorlar.


İngilizceyle haşır neşir olanlar bilir. İngilizceyi zor yapan gramatik yapısı değil, sonsuz kelime sayısı ve hello bile deyince sizi ele veren aksan farklılığıdır. Yoda yürüyen ve doğru aksanla konuşan İngilizlerin çoğu, proficiency (uzman) seviyesinde gramer bilmemekte, kendileri hatalar yapmaktadır. Onların avantajı doğru aksan kullanmalarıdır. O yüzden en üst seviyede İngilizce bilip de doğru düzgün konuşamamaktansa, orta seviye de İngilizce bilip iyi bir aksanla konuşmanız daha önemli.


Aksan nasıl mı düzeltilir? Pratikle!


Gerek Türkiyede gerekse yurtdışıdayken yabancı arkadaşlar edinin, yabancı radyo kanallarını dinleyin ve yabancı filmleri İngilizce olarak, Türkçe altyazıyla izleyin.

Simnem Ersever
KİGEM

elifvargelen
22-Sep-2008, 16:53
Kesinlikle her kelimesi doğru.. Ama ne yazık ki yazılı sınavlarla eğitim vermeye çalışan Türkiye bu işi tengel mengel yürütebiliyor... Gramer tam gaz giderken, konuşma günden güne eriyip yol oluyor... ve malesef ekonomi ile de biraz alakalı bu durum.. Keşke imkanlar el verse de her yazı yurtdışında faydalı kurslarda geçirebilsek..

Dear
11-Apr-2009, 02:03
Nerdeeeeee o imkanlar... Türkiye'nin kendi dillerinde ders eğitimleri nasıl ki nigilizcesi iyi olsun allah aşkına..
Türkiye'de eğitim adına iyi olna ne var ya da ne kaldı (!) ?

ozgu
11-Apr-2009, 15:40
bir büyüğümüz ''dil dile değmeden dil öğrenilmez '' demişti....... artık bilemiyorum....

speksoy
06-Jul-2009, 23:19
ben ingilizceyi ingiliz aksanı ile konuşmak zorunda olduğumuza ve bunu yapamadığımız için sıkıntı duymamız gerektiğine inanmıyorum....siz hiç çeşitli nedenlerden dolayı türkçe öğrenen( bir avuç da olsa) insanların aksan problemine takıldıklarını gördünüz mü...hatta gramer kurallarımızı dahi çok önemsemiyorlar....tarzanca dediğimiz şekliyle hatta bunu bir şirinlik göstergesi şeklinde yapıyorlar...kaldı ki kendi diline bu kadar az değer veren bir ülkenin gençlerine ben bir ingilizce öğretmeni olarak pronunciation konusunda hiç de baskı yapmıyorum...bu komplekse gerek yok...ister anlasınlar ister anlamasınlar ...konuşuyoruz işte...işlerine gelirse....